|
Bu Haber 02.01.2010 12:41:11
Eklenmiştir. 2161 Kez Okunmuştur. |
|
A - B Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları
|
BU HABERİ
BEĞEN VE
PAYLAŞ
|
|
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Abad |
1. Şen, bayındır. 2. (Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar. |
Farsça |
| Abadi |
Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çelebi. Türk hukuk bilgini (1555). |
Farsça |
| Abaka Han |
İlhanlı hükümdarı Hülagu'nun oğlu. |
Türkçe |
| Abay |
Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu. |
Türkçe |
| Abaza |
Karaçay Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. Abaza Hasan Paşa, Osmanlı |
Türkçe |
| Abbad |
-Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine getiren. Yasaklarından kaçına |
Arapça |
| Abbas |
1. Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan (bkz. Esed, gazanfer, şiir). Abbas b. Abdülmutt |
Arapça |
| Abbaz |
Yüzgeç, yüzücü. |
Farsça |
| Abdi |
Kulluk ve itaat eden. |
Arapça |
| Abdüddar |
Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah'ın kulu. ed-Dar |
Arapça |
| Abdülafuv |
Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. el-Afuv |
Arapça |
| Abdülali |
Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah'ın kulu. Ali kelimesi Kur'an'da Allah'ın yüceliğ |
Arapça |
| Abdülalim |
Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah'ın kulu. Alim kelimesi Allah'ın 9 |
Arapça |
| Abdülazim |
Azamet ve büyüklük sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. el-Azim). |
Arapça |
| Abdülaziz |
Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah'ın kulu. (bkz. Aziz). Aziz Allah'ın i |
Arapça |
| Abdülbaki |
Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah'ın kulu-Allah'ın |
Arapça |
| Abdülbari |
Yaratan, yaratıcı Allah'ın kulu. Bari ismi, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı al |
Arapça |
| Abdülbasir |
Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Allah'ın k |
Arapça |
| Abdülbasıt |
Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden (bkz. |
Arapça |
| Abdülbedi |
Allah'ın isimlerinden.Bedi'nin kulu. (bkz. el-Bedi). |
Arapça |
| Abdülberr |
Berr'in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el |
Arapça |
| Abdülcebbar |
Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah'ın kulu. Cebbar, Allah'ın isimler |
Arapça |
| Abdülcelil |
Büyük, ulu, yüce Allah'ın kulu. Celil, Allah'ın isimlerindendir. |
Arapça |
| Abdülcemal |
Güzellikleri kendinde toplayan Allah'ın kulu. |
Arapça |
| Abdülcevat |
Cömert olan Allah'ın kulu. |
Arapça |
| Abdülehad |
Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah'ın kulu. Ehad, Allah'ın isimlerindendir. |
Arapça |
| Abdülesed |
Aslan'ın kulu.Hz. Rasûlullah (s.a.s)'m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanma |
Arapça |
| Abdülevvel |
Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah'ın kulu. |
Arapça |
| Abdülezel |
Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah'ın kulu. |
Arapça |
| Abdülferid |
Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah'ın kulu. (bkz. Ferid). |
Arapça |
| Abdülfettah |
– Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işlerini aç |
Arapça |
| Abdülgaffar |
Kullarının günahlarını affeden Allah'ın kulu. (bkz. Gaffar). Allah'ın isimlerindendir |
Arapça |
| Abdülgafur |
Kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlayıcı olan Allah'ın kulu. (bkz. Gafur). "A |
Arapça |
| Abdülgani |
Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah'ın kulu.Allah'ın isimlerinden, (bkz. Gani). |
Arapça |
| Abdülhabir |
Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah'ın kulu. (bkz. e |
Arapça |
| Abdülhadi |
Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Hadi). |
Arapça |
| Abdülhafız |
Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela v |
Arapça |
| Abdülhak |
Hak ve gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran Allah'ın kulu. Hak, Esmau'l-Hüsna'da |
Arapça |
| Abdülhakem |
Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hake |
Arapça |
| Abdülhakim |
Her şeye hükmeden Allah'ın kulu.Hakim, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan |
Arapça |
| Abdülhalik |
Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah'ın kulu. Halik, Allah'ın isimlerinden. "Abd" |
Arapça |
| Abdülhalim |
Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah'ın kulu. (bkz. Halim). Allah'ın isi |
Arapça |
| Abdülhamid |
Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. Hamid; Alla |
Arapça |
| Abdülhan |
Kürtçede evdilxan diye yazılır; türkçede abdülhan’ a karşılık gelir tanrının hi |
Kürtçe |
| Abdülhasib |
Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntılar |
Arapça |
| Abdülhay |
Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gücü yeten Cenab-ı Allah'ın kulu. -(bkz |
Arapça |
| Abdülhey |
Anlamı hakkında bize yardımcı olabilirsiniz. |
Arapça |
| Abdülkadir |
Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah'ın kulu.-Kadir; |
Arapça |
| Abdülkaviy |
Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah'ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz |
Arapça |
| Abdülkayyum |
Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, g |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Abdülkebir |
Kebir'in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah'ın kulu. Kebir; Allah'ın isimlerinden |
Arapça |
| Abdülkerim |
Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah'ın kulu. Kerim; Allah'ın isimle -rindendi |
Arapça |
| Abdullah |
Allah'ın kulu. Peygamber (s.a.s)'in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıd |
Arapça |
| Abdüllatif |
Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bilen |
Arapça |
| Abdülmacid |
Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın kulu. Macid kelimesi, Allah' |
Arapça |
| Abdülmalik |
Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın kulu. Malik; Allah'ın isimler |
Arapça |
| Abdülmecid |
Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah'ın kulu. Mecid kelimesi Alla |
Arapça |
| Abdülmennan |
– Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu. Mennan kelimesi, Allah'ın sıfatların |
Arapça |
| Abdülmesih |
Hastalara şifa veren, mesih İsa'nın kulu.-(bkz. Mesih). İsim olarak kullanılmaz. |
Arapça |
| Abdülmetin |
Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah'ın kulu. (bkz. Metin). Allah'ın isimlerin-den |
Arapça |
| Abdülmucib |
Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine i |
Arapça |
| Abdülmuhsi |
Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah'ın kulu. Muhsi, Esmau'l-Hüsna'dandır. |
Arapça |
| Abdülmuhyi |
Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı diri tutan Allah'ın kulu. Mu |
Arapça |
| Abdülmuid |
Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah'ın kulu. Muid Allah'ın 99 ismi |
Arapça |
| Abdülmuiz |
Muiz'in, izzet veren, şereflendiren Allah'ın kulu. (bkz. el-Muiz). Allah'ın isimlerin |
Arapça |
| Abdülmümin |
Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları h |
Arapça |
| Abdulmuttalip |
Hz. Muhammed’in dedesinin adı. Anlamı konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçileri |
Arapça |
| Abdülvacid |
Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine |
Arapça |
| Abdülvahid |
Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan |
Arapça |
| Abdülvali |
Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah'ın kulu. Va |
Arapça |
| Abdülvaris |
Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahib |
Arapça |
| Abdülvasi |
Vasi'nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezze |
Arapça |
| Abdülvedud |
Vedud'un kulu.Allah'ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara r |
Arapça |
| Abdülvehhab |
Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah'ın kulu. Vehhab, Allah'ın isimle-rindend |
Arapça |
| Abdülvekil |
Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı o |
Arapça |
| Abdülveli |
Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edici |
Arapça |
| Abdünnafi |
Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yaratan Allah'ın kulu. Nafı kelimesi, Allah |
Arapça |
| Abdünnasır |
Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü'minlere nusrct ve zafer veren Allah'ın ku |
Arapça |
| Abdünnur |
Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Allah'ın kulu. Nur, Allah'ın isimlerinden |
Arapça |
| Abdürrafi |
Rafı'nin kulu. (bkz. er-Rafi). Allah'ın isimlerinden |
Arapça |
| Abdürrahim |
Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah' |
Arapça |
| Abdurrahman |
Rahman'ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü'min-kafir ayırdelmeksizin herkese mer |
Arapça |
| Abdurrauf |
Rauf olan Allah'ın kulu. (bkz. er-Rauf). |
Arapça |
| Abdürreşid |
Allah'ın isimlerinden. Reşid'in kulu.(bkz. er-Reşid). |
Arapça |
| Abdürrezzak |
Bütün mahlukların rızkını veren Allah'ın kulu. Rezzak, Allah'ın isimlerindendir. "Abd |
Arapça |
| Abdussabur |
Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. es-Sabur) |
Arapça |
| Abdüşşahid |
Şahid'in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve |
Arapça |
| Abdüssamed |
Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah'ın kulu. Samed, Allah'ın isimlerindendir. " |
Arapça |
| Abdüşşekür |
Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah'ın ku |
Arapça |
| Abdüsselam |
Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah'ın kulu. es- |
Arapça |
| Abdüssemi |
Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce |
Arapça |
| Abdüssettar |
Günahları örten, gizleyen Allah'ın kulu. |
Arapça |
| Abdüzzahir |
Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah'ın kulu. ez-Za |
Arapça |
| Aber |
Hz. Nuh'un erkek torunu. |
Arapça |
| Abgun |
1. Mavi renk. Gök. 2. Parlak. 3. Nişasta. |
Farsça |
| Abher |
1. Nergis çiçeği. 2. Yasemin. 3. Zerrin kadehi çiçeği. 4. Dolu kab. |
Arapça |
| Abhiz |
1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu. |
Farsça |
| Abid |
Allah'a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, köleler. |
Arapça |
| Abide |
Anıt. Önemli ve değerli yapıt. |
Arapça |
| Abidin |
İbadet edenler-Zeyne'l-Abidin'den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz. Ali'nin torunla |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Abılay Han |
Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (1711 |
Türkçe |
| Abışka Noyan |
İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz. Abuşga. |
Türkçe |
| Abitter |
İbadet eden kimse |
Arapça |
| Abuşka |
Koca, zevc, yaşlı erkek. |
Türkçe |
| Abuzer |
Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (el-Gıfarî) isminin fon |
Farsça-Arapça |
| Abuzettin |
Din yolunda çabuk, hızlı giden |
Arapça |
| Aca |
1. Amca, ağabey. 2. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3. Büyük |
Türkçe |
| Acabay |
(bkz. Aca). |
Türkçe |
| Acahan |
(bkz. Aca). |
Türkçe |
| Acaralp |
Yiğit, becerikli, cesur kişi. |
Türkçe |
| Acarbay |
Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948. |
Türkçe |
| Acarer |
(bkz. Acaralp). |
Türkçe |
| Acarkan |
(Acaralp). |
Türkçe |
| Acarman |
Çevik, becerikli, girişken. |
Türkçe |
| Acaröz |
Özünde yiğitlik bulunan. |
Türkçe |
| Acarsoy |
Yiğit, soylu. |
Türkçe |
| Acem |
1. Arap olmayan milletlerin hepsi 2. Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3. Özelli |
Arapça |
| Aclan |
Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy. ortalarında yaşamış Karasi B |
Arapça |
| Acun |
Dünya, varlık. |
Arapça |
| Acunal |
Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden. |
Türkçe |
| Acunalp |
(bkz. Acunal). |
Türkçe |
| Acunman |
Dünyaca tanınmış, ünlü. |
Türkçe |
| Ad |
Çok eskiden Yemen taraflarında bulunan ve Hud peygamber tarafından imana getirilemedi |
Arapça |
| Ada |
Dört Tarafı Sularla Çevrili Kara Parçası |
Türkçe |
| Adahan |
Adanın hakimi, yöneticisi. |
Türkçe |
| Adal |
"Adın yayılsın, ün kazan" manasında. |
Türkçe |
| Adaleddin |
Dinin adaletiTürk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Adar |
Erginlik, olgunluk. |
Kürtçe |
| Adem |
1. Allah’ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2. Adam |
Arapça |
| Adetullah |
Allah'ın kanunu, ilahi sünnet. |
Arapça |
| Adil |
1. Doğruluk gösteren. Doğru. 2. Eşit, eş, müsavi. 3. Adaletli davranan. Kur'anî bir i |
Arapça |
| Adil Giray |
Kırım ve-liahtı. (1548Kazvin 1579) Devlet Giray'ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osman |
Arapça-Türkçe |
| Adilhan |
Adil yönetici. |
Arapça-Türkçe |
| Adin |
Cennet (Adn). |
Arapça |
| Adiy |
Savaşçı, savaştan geri durmayan, mücahid. Adiy b. Hatim et-Tai: 630 yılında müslüman |
Arapça |
| Adnan |
Cennette ölümsüzlüğe kavuşan kimse. |
Arapça |
| Adni |
1. Adın'a mensup, (bkz. Adnan). 2. Cennete girmeye hak kazanan. Adni Recep Dede. Türk |
Arapça |
| Affan |
Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, temiz. Ashab'dan bu ismi kullananlar |
Arapça |
| Afgan |
Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya'da yaşayan müslüman bir kavim. Cemalettin Af-ga |
Arapça |
| Afil |
1. Uful eden, gurub eden, batan (güneş, yıldız). 2. Görünmez olan, kaybolan |
Arapça |
| Afşar |
1. Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. Türkiye, Iran, Azerbaycan ve Afganistan'da dağı |
Türkçe |
| Afşin |
Zırh, silah. Afşin bey: Selçuklu komutanı. ( XI. yy.). Gümüştigin'le birlikte Anadolu |
Türkçe |
| Afuv |
Daima affeden, merhametli. Esmaü'l-Hüsna'dandır. "Abd" takısı alarak kullanılır. |
Arapça |
| Ağa |
1. Yaşlanma manasına gelen "ağmak"tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey. 2. Amir, |
Türkçe |
| Agah |
Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Tür |
Farsça |
| Ağahan |
Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kullanıl |
Türkçe |
| Ağaner |
Saf, temiz, duru insan. |
Türkçe |
| Ağar |
1. Beyaz renkli. 2. Açık tavırlı, samimi. 3. Asil, onurlu, şerefli. |
Türkçe |
| Ager |
Temiz, doğru kimse |
Türkçe |
| Agra |
Çok sevimli, çok yakışıklı. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Ahad |
1. Bir, kişi, kimse. 2. Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3. Ünlü Türk denizc |
Arapça |
| Ahavi |
1. Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi. |
Arapça |
| Ahbarî |
Haber veren, rivayet eden. |
Arapça |
| Ahdi |
Ahd, and icabı veya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (B |
Arapça |
| Ahen |
Demir, sert, güçlü, parlak, kılıç Anlamı konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olan ziy |
Farsça |
| Ahfaz |
1. Belleği çok kuvvetli. 2. Kur'an'ı en iyi hıfzetmiş kişi. 3. Alçak gönüllü. |
Arapça |
| Ahfeş |
1. Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2. Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük A |
Arapça |
| Ahi |
1. Ahi ocağına mensup olan kimse. 2. Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Ya |
Arapça |
| Ahid |
1. Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2. Söz vermek. Emir, talimat, taahhüt, an |
Arapça |
| Ahkaf |
1. Kum fırtınası 2. Kur'an-ı Kerim'in 6. suresi. Araplar bu ismi, Arabistan'ın güneyi |
Arapça |
| Ahlas |
1. Saf, halis, ka-rışımsız. 2. İyi yürekli, temiz kimse. 3. Kur'anî ıstılahta, Allah' |
Arapça |
| Ahmed |
Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2. ayet |
Arapça |
| Ahmer |
Kırmızı, kızıl. |
Arapça |
| Ahmet |
Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah'a şükreden |
Arapça |
| Ahnef |
1. Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays |
Arapça |
| Ahnes |
Basık ve sivri burunlu. Daha çok lakap olarak kullanılır. |
Arapça |
| Ahver |
-1. Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2. Zeki, akıllı. |
Arapça |
| Ahves |
Cesur, kahraman, yiğit. |
Arapça |
| Akabe |
1. Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2. Tehlike. Atlatılması zor güçlük, muhtıra. |
Arapça |
| Akad |
Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse. |
Türkçe |
| Akalın |
Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim. |
Türkçe |
| Akalp |
Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse. |
Türkçe |
| Akansel |
1. Akarsu. 2. Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu. |
Türkçe |
| Akar |
1. Akıp geçen. 2. Gelir getiren. |
Türkçe |
| Akasoy |
Sevilen, sayılan soydan gelen |
Türkçe |
| Akbatu |
Yiğit erkek. |
Türkçe |
| Akbatun |
(bkz. Akbatu). |
Türkçe |
| Akbehmen |
Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı. |
Türkçe |
| Akboğa |
Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli. Akboğa Celayir: Moğol emir ve komutanı. |
Türkçe |
| Akbora |
(bkz. Bora) |
Türkçe |
| Akbudun |
Temiz, tanınmış soydan gelen |
Türkçe |
| Akburak |
(bkz. Burak) |
Türkçe |
| Akçakoca |
Temiz ve namuslu erkek. Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin silah arkadaşı. |
Türkçe |
| Akçalı |
Varlıklı, zengin. |
Türkçe |
| Akçam |
Kuzey Amerika'da yetişen bir çam türü. |
Türkçe |
| Akçar |
iyi ruhlar. |
Türkçe |
| Akcebe |
Beyaz zırh sahibi yiğit. |
Türkçe |
| Akçora |
İyi ruhlar. |
Türkçe |
| Akdemir |
Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit. |
Türkçe |
| Akdes |
En kutsal. |
Arapça |
| Akdil |
İyi, doğru, güzel konuşan kişi. |
Türkçe |
| Akdoğan |
(bkz. Doğan). |
Türkçe |
| Akdoru |
Doruğu bulutlu dağ. |
Türkçe |
| Akel |
1. Doğru, dürüst işler yapan kimse. Dürüst, güvenilir erkek. |
Türkçe |
| Akela |
Yaşlı Kurt |
Afrika |
| Akergin |
(bkz. Akerman). |
Türkçe |
| Akerman |
Dürüst, soylu, temiz kişi. |
Türkçe |
| Akgiray |
(bkz. Akergin) |
Türkçe |
| Akgün |
Mutlu, sevinçli gün. |
Türkçe |
| Akhan |
Dürüst hakan. |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Akif |
1. Bir şeyde sebat eden. 2. İbadet eden, ibadet maksadıyla mübarek bir yere çekilen. |
Arapça |
| Akil |
Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Ali b. Ebi Talib'in kardeşi. Akil b. Ebi Talib |
Arapça |
| Akıman |
Cömert, eli açık kimse. |
Türkçe |
| Akın |
Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip. |
Türkçe |
| Akınalp |
Akın yapan yiğit. Yiğit. |
Türkçe |
| Akıncı |
-Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarile |
Türkçe |
| Akıner |
(bkz. Akınalp) |
Türkçe |
| Akıntan |
Tan yeri ağarırken yapılan akın |
Türkçe |
| Akman |
1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse. |
Türkçe |
| Akmaner |
(bkz. Akman). |
Türkçe |
| Aköz |
Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli. |
Türkçe |
| Aksan |
İyi ve temiz tanınmış kimse. |
Türkçe |
| Akşemseddin |
Dinin güneşi.Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih'in hocasıdır. İ |
Türkçe-Arapça |
| Aksın |
Temiz, doğru, dürüstsün. |
Türkçe |
| Akşit |
Kutlu uğurlu. 2. Ak. 3. Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devl |
Türkçe |
| Aksoy |
Temiz soylu. |
Türkçe |
| Aksun |
(bkz. Aksu). |
Türkçe |
| Aksuner |
(bkz. Aksungur). |
Türkçe |
| Aksungur |
-Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep'in |
Türkçe |
| Aksüyek |
Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı. |
Türkçe |
| Aktaç |
Beyaz taç. |
Türkçe |
| Aktar |
Parlak, aydınlık sabah. |
Türkçe |
| Aktaş |
Mermer. |
Türkçe |
| Aktay |
Beyaz tay. Türkler'de çok kullanılan bir isimdi. |
Türkçe |
| Aktekin |
Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit. |
Türkçe |
| Aktemür |
Akdemir. |
Türkçe |
| Aktolga |
(bkz. Tolga). |
Türkçe |
| Aktuğ |
(bkz. Aytuğ). |
Türkçe |
| Akyiğit |
Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit. |
Türkçe |
| Akyol |
Dürüst, doğru ve iyi yol. |
Türkçe |
| Alaaddin |
-Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu |
Arapça |
| Alacan |
(bkz. Akan). |
Türkçe |
| Alanalp |
Ülke alan, fetheden, fatih. |
Türkçe |
| Alanay |
(bkz. Alanalp). |
Türkçe |
| Alaner |
(bkz. Alanalp). |
Türkçe |
| Alangu |
-Altın geyik. |
Türkçe |
| Alatan |
Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler. |
Türkçe |
| Alatay |
Derisinde benekler olan tay. |
Türkçe |
| Aldebaran |
Bir takım yıldızı arapçada takipçi anlamına geliyor. |
Arapça |
| Aldemir |
Ateşte kıpkırmızı hale getirilen demir Al-Demir |
Bilinmiyor |
| Alemdar |
1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2. İşe önderlik eden. Alem |
Arapça-Farsça |
| Alen |
Saygınlık, başarı. Anlamının eksik yada yanlış olduğunu düşünüyorsanız yorum yada |
Ermenice |
| Alevi |
Hz. Ali soyundan, Hz. Ali'ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin |
Arapça |
| Algan |
Alan, fetheden, fatih. |
Türkçe |
| Algın |
1. Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su |
Türkçe |
| Alguhan |
Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganistan'a kad |
Türkçe |
| Ali |
1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib'in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kı |
Arapça |
| Ali Han |
Yüce han. |
Arapça-Türkçe |
| Alican |
Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. (bkz. Ali ve Can). |
Arapça-Farsça |
| Alicengiz |
Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile "Alicengiz oyunu" |
Arapça-Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Aligüher |
Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan. |
Arapça-Farsça |
| Alikadr |
1. Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur b |
Arapça |
| Alim |
1. Çok okumuş, bilgin.,2. Çok bilen. 3. Sonsuz. İlim sahibi. Allah'ın sıfatlarındandı |
Arapça |
| Alınak |
Doğru, güvenilir. |
Türkçe |
| Alişah |
Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri. |
Arapça-Farsça |
| Alışan |
Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli. |
Arapça-Farsça |
| Aliyar |
1. Yar, dost, sevgili. 2. Alinin dostu, sevgili adı. 3. Yüce dost. Birleşik isim |
Arapça-Farsça |
| Aliye |
Yüce, yüksek, bir şeyin en yukarısı, tepesi. (bkz. Ali). |
Arapça |
| Alkan |
Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçukluların egemenliğindeki İznik'te Ebu'l-Ka |
Türkçe |
| Alkım |
Gökkuşağı. Alkım (Uluğ Bahadır) Türk Arkeolog. |
Türkçe |
| Alkın |
1. Sevdalı, aşık, vurgun. 2. El çırpma, övme. |
Türkçe |
| Alkur |
Hep, bütün, herkes. |
Türkçe |
| Allahverdi |
İran'da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı. |
Arapça-Türkçe |
| Alp |
1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2. Seyfi kola mensup, sa |
Türkçe |
| Alpağan |
Cesur, yiğit, kahraman. |
Türkçe |
| Alpagu |
1. Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2. Eski Türklerde bir rütbe adı. 3. Eski Türkle |
Türkçe |
| Alpak |
Dürüst, kahraman, yiğit. |
Türkçe |
| Alparslan |
Korkusuz, yiğit, Soylu, aslan gibi anlamında |
Türkçe |
| Alpartur |
Kendine güveni olan yiğit. |
Türkçe |
| Alpaslan |
Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en bü |
Türkçe |
| Alpay |
Cesur, yiğit kimse. |
Türkçe |
| Alpaydın |
(bkz. Alpay). |
Türkçe |
| Alpbike |
genç, delikanlı, (bkz. Alp). |
Türkçe |
| Alpçetin |
(bkz. Alpay). |
Türkçe |
| Alpde.Mir |
(bkz. Alpay). |
Türkçe |
| Alpdoğan |
Doğuştan yiğit olan. |
Türkçe |
| Alper |
(bkz. Alp). |
Türkçe |
| Alperay |
Alp: Cesur erkek ve Eray: ilk ay isimlerinin birleşiminden oluşmuştur. |
Türkçe |
| Alperen |
Yiğit, bahadır. |
Türkçe |
| Alpertunga |
Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla |
Türkçe |
| Alpgiray |
Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu. |
Türkçe |
| Alphan |
Yiğit hükümdar. |
Türkçe |
| Alpkan |
Yiğit soydan gelen. |
Türkçe |
| Alpkın |
Keskin kılıç. |
Türkçe |
| Alpman |
Yiğit, cesur, kahraman. |
Türkçe |
| Alpsoy |
(bkz. Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub. |
Türkçe |
| Alptekin |
Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade. |
Türkçe |
| Alptuğ |
Yiğit cengaver, sevilen komutan, hükümdar, tuğluk. |
Türkçe |
| Altan |
1. Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2. Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah. |
Türkçe |
| Altar(Sunak) |
Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa |
Türkçe |
| Altay |
1. Asya'da Batı Sibirya ile Moğolistan'ı ayıran dağlık bölge. 2. Altay dağlan bölgesi |
Türkçe |
| Altuğ |
(bkz. Tuğ). |
Türkçe |
| Altuna |
Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için osmanlıların verdiği ad. |
Türkçe |
| Altunay |
Ay'ın san renkli hali |
Türkçe |
| Altunç |
1. Bakır alaşımı. 2.Kırmızı bakır. 3. Kırmızı, al gözlü. |
Türkçe |
| Altuner |
Değerli kimse. |
Türkçe |
| Altunhan |
Zengin hakan. Türklerin, Çin'de hüküm süren Türk-Moğol hükümdarlarına verdikleri ad. |
Türkçe |
| Amanullah |
Allah'ın bağışlaması. Allah'ın koruması. |
Arapça |
| Amid |
1. Çok hasta. 2. Aşk hastası. 3. Başlıca nokta. 4. Önder, şef, komutan. 5. Diyarbakır |
Arapça |
| Amil |
1. Fail, yapan, işleyen. 2. İslam devletlerinde zekat, vergi tahsildarı veya valiler |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Amir |
1. Mamur eden, şenlendiren. 2. İmar olunmuş. 3. Devlete ait. 4. Kendisine bağlı görev |
Arapça |
| Ammar |
1. Memur eden. 2. Bayındırlaştıran. (bkz. Amir). Ammar b. Yasir. Sahabeden. İlk müslü |
Arapça |
| Amr |
Uzun yaşamak, uzun ömürlü olmak. Amr b. Madikerib: 631'de Medine'ye gitti ve müslüman |
Arapça |
| Amuz |
Bilen, öğrenmiş, öğreten. |
Farsça |
| Andak |
Hemen, o anda. Erkek ve kız adı olarak kullanılır. |
Türkçe |
| Angın |
1. Tanınmış, ünlü, namlı. 2. Bayındır. |
Türkçe |
| Anif |
1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında, burnun ucu denecek kadar yakın |
Arapça |
| Araf |
1. Cennet ile cehennem arasındaki yer. 2. Sert, tepe. 3. Adetler, usuller. Arafat: Me |
Arapça |
| Aramdil |
1. gönül rahatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan. |
Farsça |
| Aras |
Kalın Yün, At kılı anlamında (Aras nehri) |
Türkçe |
| Arcan |
Özü saf, temiz kimse |
Türkçe |
| Arcenk |
Namus uğruna kahramanca mücadele eden. Kaynak: http://tr.wiktionary.org/wiki/arcen |
Türkçe |
| Arda |
1. Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek |
Türkçe |
| Ardalı |
(bkz. Arsal). |
Türkçe |
| Ardan |
(bkz. Arsal). |
Türkçe |
| Ardıl |
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, arda, halef. mantık: |
Türkçe |
| Aref |
1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili. |
Arapça |
| Arel |
Temiz, dürüst kimse. |
Türkçe |
| Argu |
1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya'da Issık gölü çevresinde Çu ve Talaş havzaları |
Türkçe |
| Argun |
1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana iki kamış düdüğünden veya kart |
Türkçe |
| Argun Şah |
Er (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II'nın o |
Türkçe |
| Arhan |
Üstün nitelikli, gururlu bakan. |
Türkçe |
| Arıç |
Barış, asayiş. |
Türkçe |
| Arıcan |
Temiz, doğru kimse. |
Türkçe |
| Arıer |
Çalışkan kimse. |
Türkçe |
| Arif |
1. Meşhur, çok tanınmış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. |
Arapça |
| Arıhan |
(bkz. Arhan). |
Türkçe |
| Arıkal |
Temiz, doğru, dürüst kal. |
Türkçe |
| Arıkan |
Temiz soy. |
Türkçe |
| Arıkhan |
(bkz. Arhan) |
Türkçe |
| Arın |
1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepelerin yüzü. |
Türkçe |
| Arınç |
1. Temiz, saf, arı. 2. Barış. |
Türkçe |
| Arısal |
An gibi çalışkan kimse. |
Türkçe |
| Arısan |
Temiz, doğru tanınmış kimse. |
Türkçe |
| Arısoy |
(bkz. Arısan). |
Türkçe |
| Arıtan |
Temizleyen, arı duruma getiren. |
Türkçe |
| Arjin |
Yaşam ateşi, yiğit |
Farsça |
| Arkan |
1. Temiz, ari kandan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966). |
Arapça |
| Arkın |
Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl. |
Türkçe |
| Arkut |
Temiz, uğurlu, kutlu. |
Türkçe |
| Arman |
1. Hasret, özleme. 2. Zahmet, sıkıntı. 3. Teessüf. 4. Pişmanlık. |
Farsça |
| Armanç |
Amaç, gaye, hedef |
Kürtçe |
| Arraf |
l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bil |
Arapça |
| Arsal |
Temiz huylu, namuslu. |
Türkçe |
| Arsebük |
1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusunda titiz. |
İbranice |
| Arslan |
1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2. Cesur adam, bahadır. 3. B |
Türkçe |
| Arslangiray |
Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767). |
Türkçe |
| Arslanşah |
Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükü |
Türkçe |
| Artaç |
Ar+ Taç Utanma duygusunu baş tacı eden |
Türkçe |
| Artan |
1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik. |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Artimur |
(bkz. Aktemur). |
Türkçe |
| Artuç |
Ucu sivri demirle donanmış mızrak. |
Türkçe |
| Artuk |
Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan'ın emrinde Malazgirt sa |
Türkçe |
| Artun |
Gururlu, kendine güveni olan, vakur. |
Türkçe |
| Arzık |
Dindar, sofu. |
Türkçe |
| As |
1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen. |
Arapça |
| Asaf |
1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz. Süleyman'ın ünlü veziri. |
Arapça |
| Asal |
Başlıca, esaslı, temel. |
Türkçe |
| Asalet |
Soy temizliği, soyluluk. |
Arapça |
| Asalettin |
Asil soylu, asalet |
Türkçe |
| Asfa |
Çok saf, en temiz, halis. |
Arapça |
| Ashab |
1. Sahib'in çoğulu. 2. Hz. Muhammcd (s.a.s)'i görüp ona tabi olan kişiler. İnsanlık a |
Arapça |
| Asıf |
Pek sert, pek şiddetli, şiddetle esen. |
Arapça |
| Aşık |
1. Bir başkasını aşkla seven. 2. Dalgın, unutkan. 3. Tasavvufta Allah'a muhabbet duya |
Türkçe |
| Asil |
1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden. 3. Kendi kendine harek |
Arapça |
| Asım |
1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haramdan çekinen. 3. İffetli, afif, ism |
Arapça |
| Asime |
Akılsız, beyinsiz, şaşkın, sersem. İsim olarak kullanılmaz. |
Farsça |
| Aşir |
1. Ondabir, onuncu. 2. Samimi dost ve arkadaş. 3. Koca. 4. Aşar toplayan. 5. Kur'an-ı |
Arapça |
| Asker |
1. Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke savunmasında istihdam edilmek ü |
Arapça |
| Askerî |
Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed el-Hasan b. Abdullah el): Zamanının |
Arapça |
| Aşkıner |
(bkz. Aşkın). |
Türkçe |
| Aslan |
Türklerin, güçlü insan tanımlarında genellikle seçtikleri ormanlar kralı |
Türkçe |
| Asri |
Zamana uygun, çağdaş. |
Arapça |
| Asrın |
Bu asıra ait, bu devire uygun |
Türkçe |
| Asutay |
Hırçın tay. |
Türkçe |
| Ata |
1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4. Yese |
Türkçe |
| Atabek |
1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2. Lala. Devlet idar |
Türkçe |
| Ataberk |
Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. Lala. |
Türkçe |
| Atabey |
Devlet yönetiminde bir san. Lala. |
Türkçe |
| Ataç |
Atalardan gelen, atalarla ilgili olan. |
Türkçe |
| Atacan |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Ataergin |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Atahan |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Atakan |
-1. Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2. İleri atılan. |
Türkçe |
| Atalay |
(bkz. "Ata"). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dün |
Türkçe |
| Ataman |
(bkz. "Ata"). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don kazaklarının önderlerine verilen ad. |
Türkçe |
| Ataner |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Atanur |
Atasından aldığı nuru taşıyan |
Türkçe |
| Atasagun |
Eski Türklerde hekimlere verilen isim. |
Türkçe |
| Atasan |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Ataseven |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Atasoy |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Atatuğ |
(bkz. Ata). |
Türkçe |
| Ataullah |
Birleşik isim. Allah'ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. ( |
Arapça |
| Atay |
Bilinen, tanınmış. |
Türkçe |
| Ateş |
Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması |
Türkçe |
| Atıf |
1. Çevirme, meylettirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etm |
Arapça |
| Atik |
1. Sırtın üst kısmı. 2. Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3. Eski, kadim, kühen, dir |
Arapça |
| Atıl |
Girişken ol, ilerlemek için çaba göster. |
Türkçe |
| Atılay |
1. Ünlü, namlı, şöhretli. 2. Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar. |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Atılgan |
1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden korkmadan her zaman ileriye atı |
Türkçe |
| Atilla |
1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun Türklerinin büyük imparatoru (4 |
Türkçe |
| Atınç |
Atılgan / Atak |
Türkçe |
| Atkın |
Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir. |
Türkçe |
| Atlan |
Ata bin. |
Türkçe |
| Atlas |
1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Düz, havasız, tüysüz. 3. Büyük harita. 4. At |
Türkçe |
| Atlıhan |
Ata binmiş süvari. Birleşik isim. Atlıhan: Alınca Hanın oğlu. Tatar'ın kutsal göbek s |
Türkçe |
| Attab |
Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valil |
Arapça |
| Attar |
1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2. İ |
Arapça |
| Attila |
Hunların "Tanrının Kırbacı" denilen büyük hükümdarı |
Türkçe |
| Atuf |
Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah'a karşı sevgi duyan. |
Arapça |
| Avcı |
l. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3. Osmanlı sarayınd |
Türkçe |
| Avfi |
Arap düşünür (Basra? ) İhvanu's-Safa denilen İslam felsefe akımının kurucularından bi |
Arapça |
| Avni |
1. Yardımla ilgili, yardıma ait. 2. Fatih Sultan Mehmed'in şiirde kullandığı mahlas. |
Arapça |
| Avnullah |
Allah'ın yardımı. Birleşik isim. |
Arapça |
| Avvad |
Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat. |
Arapça |
| Ay |
1. Yılın on iki bölümünden biri. 2. Dört hafta, 29-30, 31 günden oluşan zaman dilimi. |
Türkçe |
| Ayaba |
Muhammed Tapar'ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar'ı Oğuzların elinden tutsaklıkta |
Türkçe |
| Ayalp |
Ay kadar parlak ve güzel, yiğit. |
Türkçe |
| Ayana |
Saygı. |
Türkçe |
| Ayanoğlu |
Ayan: Açık, belirli. Ayan'ın oğlu. |
Arapça |
| Ayaydın |
Ay ışığı, aydınlığı. |
Türkçe |
| Ayaz |
Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu emin (Öl. 1105). |
Türkçe |
| Aybala |
Ay gibi çocuk
|
|
|
|
|
HaberSinerji.Com
Sitemizde Yayınlanan Haber, Yazı, Video, Makale ve Dökümanları
Sitemiz Paylaşım Amaçlı Sunar Ve Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez.
|
| |
|
109 Çinli çocuğa karşı Maç Yaptı İzle-VİDEO 08.08.2011,
yollar nehre döndü. Balgat,
Aydan Önderin Sunduğu GagGuk da bu hafta yine bir birinden komik videolar vardı,
Bayındırlık ve İskan ile Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarına Ait Atama Kararları,
Sendikaların Toplu Sözleşmede İzleyeceği Süreç Ne 22.05.2012,
BİNGÖL Milletvekili Sayısı,
Jandarma Okullar Komutanlığı ,
Ak Partili Vekilden Meclis Tarihinde Bir İlk 12.01.2012,
DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Yüksek Lisans Alım İlanları ve Kontenjanlar,
erkeklerin top merakı,
Ak Parti BİTLİS Milletvekili Adayları,
egzos gazı,
(İngilizce) Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği,
da sivil yönetim isteyen göstericiler bugün de Tahrir Meydanı,
nun helikopterine düştüğü gün ulaşıldığı kesinleşti: Kazayı aydınlatacak belge savcılıkta,
Sayıştay Denetçilerinin Sınıfları ile Sayıştay Uzman Denetçileri ve Savcılarının Birinci Sınıfa Ayrılma Şart ve Yöntemlerinin Tespitine Dair Sayıştay Genel Kurulu İlke Kararı,
İstanbul fırtına manzaraları,
MEB Ortaöğretim Kurumları Haftalık Ders Çizelgeleri,
diyanet kuran kursu öğretici alımı,
NİĞDE Üniversitesi Sosyoloji Taban Puanları,
Erzurumkatil zanlısı yakalandı,
KOCAELİ Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Taban Puanları,
Genelkurmay bu fotoğrafı açıkla diyen Taraf,
bahçeli komik,
Kırıkhan 12 Haziran 2011 Seçmen sandık bilgisi,
Real barcelona geniş özeti,
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi,
nun hayatını kaybettiği kazayla ilgili yeni bir bulgu ortaya çıktı.Yazıcıoğlu,
ya tepki gösterdi. Göstericilerden biri,
Kemal Kılıçdaroğlu için hazırlanan fezleke konusunda,
|
| |
|